Tıpkı varlık bilincinin kompozit bir
zeka gerektirmesi gibi, bir şeyin canlı olduğunu kavrayabilmek
için de bir takım mekaniklere ihtiyaç var. Duyular
işin gözlem kısmını üstleniyor. Ve farkındaysanız,
görmeden, duymadan ya da dokunmadan bir şeyin canlı olduğunu
sadece kendi algı dağarcığınızda ya da kurgularınızda
kavrarsınız. Son zamanların meşhur, sentetik derili insanımsı
robotlarını bir düşünün. Uygun bir atmosferde
elbette hepimizi; en azından şüpheye düşürebilirdi,
değil mi? Doğa şartlarında bu tür yanılsamalar pek sık
olmaz, hatta uzun süreli bir yanılsama için bireyin
sanrı görmesi gerekir. Çünkü canlılığının
ayrımını yapabilme yetisi, hayatta kalabilmek adına tehlikeli bir
süreçtir.
Felsefi açıdan bakınca, canlı
cansız ayrımının bir "ezber" olduğunu da düşünmek
mümkün elbette. Genetik bir histogram, pek çok
çarpışan veriye yol açacaktır bu bağlamda. Aslında
işin teolojisini ve felsefesini, tartışmak isteyenlere bırakmak
niyetindeyim şu an. Ben daha berrak düşünmeyi
planlıyorum:
Bütün canlıların bir zeka
potansiyeli var. Ve bu potansiyele göre piramidin en üst
kısmını oluşturan bizler, eşdeğer zekaların vuku bulmasına
"hasbelkader" vesile olmamız durumunda neden onlara değer
vermeliyiz?
Kısaca, varlık bilinci soyut bir
kavramdır. Ve bu bilinci ortaya koyabilen şey, her ne olursa olsun
değerlidir. Ontolojik anlamda neden bu gezegende olduğumuzu, neden
her sabah kalkıp işe gidecek kadar kendimizi meşgul etme
ihtiyacında olduğumuzu, verilere dayanarak izah
edebilen birini henüz görmedim. Bir anlamda bizimle eşdeğer
olduğu ispatlanan bir zekanın bizim elimizden çıkması, bu
mistisizmi sürekleyecek / devam ettirecektir diye düşünüyorum.
Tabi bu bağlamda ironik olan, semavi
öğretilerde Tanrının, yarattıklarının tüm hak ve
özgürlüklerinin sahibi olmasıdır. Böyle bir
durumda, Tanrı rolünü üstlenmemize rağmen,
yarattıklarımızı özgür bırakmamız ne anlama geliyor
olabilir? Sanırım kendi inançlarımızla da hesaplaşmamız
gerekirdi. Hiç kimsenin bunu yapacağını sanmıyorum.
Bu yüzden "hasbelkader"
böyle bir yaratıma neden olursak, onlarla savaşacağız
sanırım...